20 Temmuz 2009 Pazartesi

Rock'n Coke'un Ardından

Bu haftasonunu Rock'n Coke'da geçirdik. Geçen sene çeşitli sebeplerle hazırlanamayanan festival aylar öncesinden "biz geliyoruz" diye bağıra bağıra geldi, iyi de oldu. Hatırlamak isteyenler ve gelemeyenler için bir özet geçelim;

Festival bu sene istanbul park'da yapıldı. Şahsi fikrimi söylemek gerekirse; ben çok memnun kalmadım yer seçiminden. Festival pistin otopark kısmında gerçekleştiği için sıcakta yanan asfalt bizi pek yordu. Ayrıca alanın büyüklüğüde, "aa xyz'yi çadırda unuttuk" dediğin anda 25 dk yürüyüş yapacağız anlamına gelmesine sebep oldu. Otopark çoook uzaktı, ve giriş yapılan alandan festival alanına otobüs koyma zorunluluğunu oluşturmuştu. Sonuç sizin de tahmin edebileceği gibi kalabalık, sıralar ve benzeri durumlar oldu. Ancak Toyota'nın naamı değer bebeği Priuslar isteyenleri festival alanına götürmek için bekliyordu. Bu ekonomi dostu hybrid arabalar, tahmin edilebileceği gibi, klimalıydı, ve haliyle güzeldi :)

Festivalin tarihleri de (muhtemelen buna zorunlu olsalarda) daha erkendi. Bu da sabah çadırda kendi terimizde yüzecek kadar sıcak bir ortam oluşmasına yol açtı. Eskiden yağmur yağardı, söylenirdik; gelen gideni aratıyormuş demek ki. Çok sıcak bir festival yaşadık. (20 faktör güneş kremine rağmen sırtım halen acıyor :( )

Festivalin girişinde her sene olduğu gibi çok yoğun bir arama vardı. Biz hiç sıraya ve kalabalığa denk gelmedik, geleni de pek görmedik, bir şekilde kalabalığı daha iyi yönlendirmenin yolunu bulmuşlar. Bizi şaşırtan şey x-ray cihazlarından sonra çanta-çadırlarımızı köpeklerin koklamasıydı. Sorduğumda cevap alamasam da narkotik yada patlayıcı için özel eğitilmiş köpekler olduklarını düşünüyorum. Her iki durumda da iyi oldu. Geçtiğimiz yıllardaki gibi sabah çadırların arasında dolaşan kocaman bir K-9 ile burun buruna gelip ödünüzün çıtlamasından iyidir. K-9lar patlayıcı içinse; muhtemel sebebi geçtiğimiz günlerde yaşanan İdil Biret konserindeki olaylardı. Her halükarda iyi oldu. Olaysız bir festival atlattık.

Çadır alanında pek bir problem ile karşılaşmadık. Su alabileceğimiz tek bir barın bulunması bazen uzun kuyruklara yol açsa da, sabrın sonu selamet oldu. Ancak duşlar bu seneki Rock'n Coke'un en büyük süpriziydi. Daha önceki yıllarda bir duş alanı denemesi yapılmış, ancak kampçıların duşları festivalin ortasında pislikten kullanılmaz hale getirmesiyle 2007 R'nC'de  duşlardan mahrum kalmıştık. Bu sene tekrar düşünülmüş olmaları Temmuz sıcaklarına çok iyi geldi. Sular soğuktu tabii ki (ki aksine bir beklentimiz yoktu).

Otopark alanınında bizim şahit olduğumuz bir tatsızlık vardı; bir Baba-Kız Linkin Park dinlemek için gelmiş ancak otopark'a ücret ödemek istemiyorlardı. İlk başta şaşırsak da sonradan farkettik ki, festival kitapçıklarında otopark'ın ücretsiz olduğu yazıyormuş. Oysa biz otoparka girdiğimizde bizden Tuzla belediyesi 10TL aldı. Tartışmanın sonunu beklemedik, ancak Baba en son Rock'ın felsefesinden bahsediyordu, umarım büyük bir tatsızlık çıkmamıştır.

Festival alanında yiyecek ve içecekler herzamanki gibiydi. Lakin franchising yöntemi ile yayılan bir ürün vardı ki bizi bizden aldı. Chipstix. helix halinde kesilmiş ve çubuğa geçirilmiş, kızgın yağda kızartılıp bol baharatla servis edilen papates. Yakında tüm Türkiye de dediler; biz pek beğendik, heyecanla bekliyoruz.

Geçtiğimiz yıllarda Akbank'ın ödeme sistemlerini kullandığımız R'nC'de bu sene kartlarımızı Garanti Bankası sağladı. Pek bir farkı olamakla birlikte (nedenini hala bilmediğim) bir garanti bankası hayranlığım sebebi ile ığıl bir mutluk da hissetmedim değil.

Festival alanında ki diğer bir güzellik ise "Vodafon Sessizlik Alanı"ydı. İzole edilmiş bu alanda grup bangır bangır çalarken telefonla konuşabildik. Vodafon'un 3-4 çadır vardı, bolca da oyunu. Treasure Hunt ile iPhone 3G veriyordu, lakin kazananların iPhone'larını alamadıkları duyduk, üzüldük Düzeltme: iPhone'lar sahiplerine teslim edilmiş :).

Gruplara gelince; Nine Inch Nails yıllardır canlı izlemek isteğim bir gruptu. gözlerimi bile kırpmadım izlerken. Prodigy tabii ki rüya gibiydi. 10 yıllık şarkılarını hala tüylerimizi diken diken ederek çaldılar. Babamın bana hediye olarak aldığı ilk kaset olan The Fat On The Land'den "Smack My Bitch Up"ı duyduğumda öylece bakakaldım. Linkin Park'ı sahnede izlemek de oldukça keyifliydi, lakin performans kalitesi olarak sıralamak gerekirse LP 3. sırayı alıyor.

Ve büyük bomba, hepimizin çocukluğunda bir şekilde yer alan Cartel'i Manga ile birlikte izledik! 15 yıl öncesinin efsane almancıları Cartel'in kadronsunda tabii ki eksikler vardı, performanslarında da hatalar... Ancak yıllar önce dinlediğimiz, gençliğimizin bir dönemine damga vuran bu grubu sahnede kanlı canlı izlemek oldukça enteresan bir deneyimdi. Anılarımız depreşti, mutlu olduk. Çocuklarımıza anlatacak bir tatlı anımız daha oldu!

İşte sahneye çıkışları;

Yillar Sonra Cartel!


Festivalde yine binbir türlü enteresan insan vardı, ki bizi de bu enteresan insan grubunun içine dahil edenler olacaktır. Ancak yeni evlendiklerini idda eden bir çift ortada gelinlik ve dağmatlıkla dolaşıyordu ki dağmata yazık dedik. Bu sıcakta, takımla, aklını kaybetmiş olmalı! Gelin arkadaşımız için hava nispeten hoştu, zira gelinliğini dikerlerken malzemeden bayaa bir çalmışlardı. Lakin her zaman söylerim, enteresanlık iyidir. Çiftimize bir ömür boyu mutluluk diledik. Umarız hep böyle mutlu olurlar :)

2 Yorum:

kaloglu dedi ki...

Özgür Kazananların iphonelarını alamadığı derken kimden duyduğunuzu bilmiyorum ama cumartesi akşamı bol bol fotoladığım gibi adamlara alanda elden teslim ettiler.

Özgür Akman dedi ki...

Süpermiş o zaman; yanlış bilgilendirilmişim :/

Yorum Gönder