21 Nisan 2010 Çarşamba

Değişiklik.

Artık http://www.ozgur-akman.com 'da yazıyor yeni yazılar. Sizi oraya alayım.

4 Şubat 2010 Perşembe

İnternet

İtiraf ediyorum; infografikleri seviyorum. Aşağıda http://www.focus.com tarafından yapılan, 2009 yılında internet konulu bir infografik var. Beğendim; (cücük kadar olduğuna bakmayın, tıklayın büyüyor.)

Via: Limk.

Risk Almak

Öncelikle belirtmeliyim ki; başkasının parası ile risk almanın kendi paranızla alabileceğiniz risklerin en büyüğünden bile daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Başkasının varlıkları ile risk almak, üzerinde yürüyebileceğiniz en ince buzdur.

Herhangi bir riski almak ile ilgili 4 muhtemel sonuç vardır;
  1. Riski alırsınız ve iş yapar. Sonuç olarak kazanırsınız ve aldığınız riskin sonunda bir (herhangi bir) kazancınız olur.
  2. Riski alırsınız ve iş batar. Kaybedersiniz. Ama en azından denedim diyebilirsiniz.
  3. Riski almazsınız ve iş batar. Ucuz atlattım.com
  4. Risk almazsınız ve iş yapar. Kaçınılmaz pişmanlık.
Bu 4 seçeneği değerlendirirken aldığınız riskleri (yani maksimum zararınızı) ve kazançlarınızı (muhtemel en büyük karınızı) karşılaştırmak en basit yaklaşım olacaktır. Ancak alacağınız (yada almayacağınız) riskleri değerlendirirken tüm muhtemel sonuçları düşünmek herzaman için çok önemli bir adımdır. Göz ardı ettiğiniz bir husus, sizi beklemediğiniz bir noktaya sürükleyebilir ve sonuç olarak hesaplamadığınız (dolayısı ile önlem almadığınız) bir noktaya varabilirsiniz. 

Bu değerlendirmeleri yaparken aldığınız riskteki rollerinizi ve yetenek ve deneyimlerinizi de denklemin içine katmak altı çizilesi bir konu. Hayata pişmanlığın en kötü duygu olduğunu söyleyenlere %100 katılıyorum. Karşı karşıya olduğunuz risk ile ilgili üzerinize düşenleri ne kadar yapabileceğinizi, kendinizi ne büyük nede küçük görerek, ortaya koymalı ve "beceremedim" noktasına gelmekten kaçınmalısınız.

Denemekten ne çıkar demeden önce neler çıkabileceğini düşünmek lazım yani. 

Saygılar, sevgiler.

PS: Daha uzun ve detaylı yazılabilirdi. Belki bir gün yazılır.

29 Ocak 2010 Cuma

En iyi kek evde yapılır!

Dijital pazarlamada yeni yollar kullanmaktan kaçınmak gibi garip bir alışkanlığımız var. Evet neredeyse hepimizin elinde hazır senaryolar var ve bunları kullanmak oldukça kolay. Ancak sadece kolay olduğu için değil, sanırım biraz yeniliklere kapalı olduğumuz için elimizdeki şablonları kullanıyoruz.

Bir önceki yazıda (Ahmet'in yazısında da) bu konuya detaylı değindik. Ama bana yetmedi.

Sevgili markalar; dijital projelerde görsellerin size özel çalışılmasına alışkınsınız. Medya planlarınız da projeye özel hazırlanıyor. Peki ya sosyal medya çalısmaları?

Sosyal mecralar artık hayatımızın ayrılmaz birer parçaları olduguna göre, bu alandaki planlarda sizin için geliştirilen stratejiyi sorun. Sorgulayın!

Planlarda kullanılacak dil, cevaplama tavrı, size düşen iş (ki bu çok önemli) kesinlikle sorgulamanız gereken başlıklar. Sosyal medya projelerinde "biz hallederiz" diyen ajanslardan uzak durun! Evet biliyorum çok işiniz var, ve birileri bunu sizin için yapmalı. Ancak bunun bir adım ötesi şahsi hesaplarımızın da ajanslarca yönetilmesi. (bu arada Amerika da böyle hizmetler veren şirketler var. Facebookunuzu sizin için guncelleyen, resim video yukleyen birde ustune para alan!)

Aksini düşluyorsunuz ama sizi sizde iyi bilemeyiz. Ve sosyal medya projeleriniz için stratejiler yaratsak da, genel yönetim yapsak da, baş tasarımcının son projesini neredeyse tamamladığına dair göndereceği tweetin içtenliğini veremeyiz.

Sosyal medya pazarlaması en iyi evden yapılır diye yazmıştım aylar önce. Hala savunuyorum. En iyi kek evde yapılır.

Saygilarla.

- iPhone üzerinden gönderilmiştir.

Dr. Oetker Kekleri

Ahmet Durmuşoğlu'nun bu yazısına cevap ve ek niteliğinde;

Hail the big liars!
Bir söylentiye göre Amerikanın en büyük reklam ajanslarının birinin mutfağında yazarmış bu yazı. Belki biraz sert ama, evet sevgili reklamcılar; hepimiz koca birer yalancıyız.

Dijital ajansların söylediklerine çok güzel değinmişsin Ahmet. Hakikaten mucizevi bir karışım bulduğuna inanan çok ajans var. Oysa en iyi keki evde yaparız. Dr Oetker ile değil.

Ama benim çok daha keskin düşüncelerim var bu konuda.

Dijital dünyayı yönetmenin bu kadar basit olmadığını düşünüyorum. Hatta öylesine hassas ki; şirketlerin sosyal medya hesapları, para ile tuttuğunuz bir ajansta daha 2 gün önce twitter'a üye olmuş bir çocuğun postları ile yönetilmemeli bence. Şirket sahiplerinin şahsi hesapları olmalı. Markaların hesapları olmalı. Markaların hesaplarına stajerler değil, MARKA MÜDÜRLERİ bakmalı. Ha yazı yazamıyor olabilirler, ki bu durumda destek almak en büyük hakları. Ancak stajerlerle olmaz bu iş.

Sosyal dünyanın, iletişim sayfalarında farklı olduğunu anlatmalıyız şirketlere. Ve hatta sevgili gevurların "fail-example" dediği sayfalara ihtiyaç var sunumlarda.

Çok güzel bir yazı olmuş. Ellerine Sağlık!

26 Ocak 2010 Salı

Göcek

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; blog sadece pazarlama ile ilgili yazılardan biraz daha şahsi konuların da yer aldığı bir kişisel blog'a dönüşüyor gün-be gün. Biraz daha kişisel haberler okuyabilirsiniz bundan sonra FYI.


Havaların nefes alınmayacak kadar soğuk olduğu şu günlerde dışarıda, sigaram ve kahvemle blog yazabildiğim bir yer Göcek. Hatta soğuklara biraz daha direç kazanmış 3-5 sivrisinek bile dolanmakta çevremde. Hava gerçekten de inanılmaz. Özgürlüğümün bana bile taze geldiği şu günlerde böyle bir keyif beni fazlasıyla mest ediyor!

Daha önce gelmediyseniz mutlaka gelin. Göceği seveceksiniz!

21 Ocak 2010 Perşembe

Back in bussiness

Askerlik de bitti.

Kendime yolum açık olsun diyor, tez vakitte yazmaya başlıyorum.

- iPhone üzerinden gönderilmiştir.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Her Türk Asker Doğar

Siz bu satırları okurken, ben çoktan Edirne Uzunköprü'deki birliğime teslim olmuş, belki de koğuşumda sivrisineklerle boğuşuyor olacağım. Yıllardır gerçek hayatla dijital dünyayı iç içe geçirerek yaşayan biri olan bana, internet dünyasının bu oyuncaklı alanlarından uzak kalmak bana en zor gelen şeylerden biri olacak sanırım.

Ocak sonunda buraları özlemiş olarak döneceğim umarım. Şafak; 154.

7 Ağustos 2009 Cuma

Mutlu!

HOORAY!